Ankara İş Kazası Avukatı

Ankara İş Kazası Avukatı

Alt Başlıklar

Ankara İş Kazası Avukatı | Yaralanmalı ve Ölümlü Kazalar

İş kazaları, çalışanların bedensel ve ruhsal bütünlüğünü etkileyebildiği gibi işçi, işveren ve hayatını kaybeden çalışanın yakınları açısından önemli hukuki sonuçlar doğurabilir. Fabrikada makineye bağlı yaralanma, inşaattan düşme, elektrik çarpması, işveren tarafından sağlanan servis aracında meydana gelen trafik kazası veya işverenin görevlendirmesiyle işyeri dışında yürütülen faaliyet sırasında meydana gelen bir olay, koşulları bulunuyorsa iş kazası olarak değerlendirilebilir.

Ankara iş kazası avukatı kapsamında yapılacak hukuki değerlendirmede yalnızca kazanın meydana gelip gelmediğine bakılması yeterli değildir. Olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası niteliğinde olup olmadığı, kazanın meydana gelmesinde işverenin ve çalışanın kusur durumları, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığı, işçinin çalışma gücünde kalıcı kayıp oluşup oluşmadığı ve maddi ya da manevi zararların kapsamı ayrı ayrı incelenmelidir.

İş kazası sonucunda çalışan yaralanabileceği gibi yaşamını da kaybedebilir. Yaralanmalı iş kazalarında geçici veya sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı ve manevi zararlar; ölümlü iş kazalarında ise destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve yakınların manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.

İş Kazası Nedir?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında iş kazası, kanunda belirtilen durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak kabul edilmektedir.

SGK’nın güncel açıklamasına göre sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olaylar, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle gerçekleşen kazalar, çalışanın işveren tarafından görevle başka bir yere gönderildiği süre içerisinde meydana gelen olaylar, emziren çalışanın süt izni sırasında meydana gelen kazalar ve işveren tarafından sağlanan taşıtla işe gidiş-geliş sırasında yaşanan olaylar belirli şartlarda iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.

Bu nedenle iş kazası kavramı yalnızca fabrikanın, şantiyenin veya ofisin fiziksel sınırları içerisinde meydana gelen kazalarla sınırlı değildir. Olayın çalışma ilişkisi ve işveren tarafından yürütülen işle bağlantısı birlikte değerlendirilmelidir.

Ankara İş Kazası Avukatı Ne Yapar?

İş kazasına ilişkin dosyalar sosyal güvenlik hukuku, iş hukuku, borçlar hukuku ve olayın niteliğine göre ceza hukukunu aynı anda ilgilendirebilir. Bu nedenle kaza sonrasında yalnızca tazminat miktarının hesaplanması değil, olayın nasıl meydana geldiğinin ve hukuki sorumluluğun kimlere ait olduğunun ortaya konulması önemlidir.

Ankara iş kazası avukatı tarafından dosya kapsamında kaza tutanakları, SGK kayıtları, hastane belgeleri, iş güvenliği eğitim kayıtları, risk değerlendirmeleri, kişisel koruyucu donanım teslim belgeleri, kamera kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi raporları ve işyerine ilişkin diğer belgeler birlikte incelenebilir.

Yaralanmalı bir iş kazasında çalışanın kalıcı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı değerlendirilirken, ölümlü iş kazasında hayatını kaybeden kişinin ailesine ve düzenli olarak destek sağladığı kişilere ilişkin ekonomik durum ayrıca araştırılabilir.

İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüğü

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverene çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü getirmektedir. İşveren; mesleki risklerin önlenmesi, çalışanlara eğitim ve bilgi verilmesi, gerekli araç ve ekipmanların sağlanması, risk değerlendirmesi yapılması ve alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesiyle yükümlüdür.

Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi de işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve gerekli araç ile gereçleri eksiksiz bulundurmakla yükümlü olduğunu düzenlemektedir. Aynı maddede işverenin kanuna veya sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölmesi veya vücut bütünlüğünün zarar görmesi durumunda ortaya çıkan zararların tazminine ilişkin sorumluluk hükümlerine de yer verilmiştir.

Bu nedenle iş kazası meydana geldikten sonra “işçiye baret verilmişti” veya “çalışana eğitim verilmişti” şeklindeki tek bir olgu üzerinden sorumluluk değerlendirmesi yapılması doğru değildir. Alınan önlemin somut tehlikeyi önlemeye yeterli olup olmadığı, çalışanların uygulamada denetlenip denetlenmediği ve iş organizasyonunun güvenli şekilde kurulup kurulmadığı da incelenebilir.

Ankara Yaralanmalı İş Kazası Avukatı

İş kazası sonucunda meydana gelen yaralanmalar çok farklı ağırlıklarda olabilir. Kırık, uzuv kaybı, omurilik yaralanması, kafa travması, yanık, görme veya işitme kaybı gibi sonuçların yanı sıra kişinin çalışma kapasitesini etkileyen kalıcı bedensel veya ruhsal zararlar da ortaya çıkabilir.

Ankara yaralanmalı iş kazası avukatı kapsamında yapılacak incelemede, çalışanın yalnızca kaza sonrasında geçirdiği tedavi değil, kazanın uzun vadeli sonuçları da dikkate alınmalıdır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinde bedensel zararlar arasında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya tamamen kaybedilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar sayılmaktadır.

Örneğin iş kazası geçiren bir çalışanın uzun süre mesleğini yapamaması, daha düşük gelirli bir işte çalışmak zorunda kalması veya kalıcı bir engel nedeniyle çalışma kapasitesinin azalması tazminat hesabında önem kazanabilir.

Yaralanmalı İş Kazasında Hangi Tazminatlar İstenebilir?

Yaralanmalı iş kazasında talep edilebilecek maddi zarar, her dosyada aynı değildir. İşçinin yaşı, geliri, yaptığı iş, kusur durumu, sürekli iş göremezlik oranı ve kaza sonrasındaki çalışma kapasitesi hesaplamayı doğrudan etkiler.

Bedensel zarar nedeniyle tedavi giderleri, geçici çalışma dönemindeki kazanç kayıpları, kalıcı çalışma gücü kaybından kaynaklanan zararlar ve ekonomik geleceğin etkilenmesinden doğan kayıplar gündeme gelebilir. Ağır yaralanmalarda kişinin sürekli olarak başka bir kişinin bakımına ihtiyaç duyması hâlinde bakım ihtiyacından kaynaklanan zararların da somut dosyada değerlendirilmesi gerekebilir.

Bunun yanında iş kazasının çalışanın beden ve ruh bütünlüğü üzerindeki etkisine göre manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir. Manevi tazminatın miktarı için herkes bakımından geçerli sabit bir tarife bulunmaz. Kazanın niteliği, yaralanmanın ağırlığı, tarafların kusuru ve olayın diğer koşulları mahkeme tarafından değerlendirilir.

Ankara Ölümlü İş Kazası Avukatı

İş kazasının çalışanın ölümüyle sonuçlanması hâlinde hem sosyal güvenlik hukuku hem de tazminat hukuku açısından farklı haklar gündeme gelir.

Ankara ölümlü iş kazası avukatı kapsamında yapılacak değerlendirmede öncelikle olayın iş kazası niteliği, kazanın meydana gelmesindeki kusur dağılımı, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve hayatını kaybeden kişinin geride kalan kişilere sağladığı ekonomik destek incelenmelidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre ölüm nedeniyle ortaya çıkan zararlar arasında cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybından doğan zararlar ile ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıplar bulunmaktadır.

Ölümlü İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatının amacı, hayatını kaybeden kişinin yaşamaya devam etmesi hâlinde ekonomik olarak destek sağlayacağı kişilerin ölüm nedeniyle uğradıkları maddi kaybın karşılanmasıdır.

Bu talepte önemli olan yalnızca mirasçılık sıfatı değildir. Ölen kişinin sağlığında davacıya fiilen veya hayatın olağan akışına göre gelecekte ekonomik destek sağlayıp sağlamayacağı değerlendirilir.

Tazminat hesabında hayatını kaybeden kişinin geliri, yaşı, muhtemel çalışma süresi, destek olunan kişilerin yaşları ve destek ilişkisinin özellikleri gibi unsurlar dikkate alınabilir. Yargıtay uygulamasında da destekten yoksun kalma zararının ölen kişinin muhtemel yaşam ve çalışma süresi ile destek gören kişilerin destekten yararlanabilecekleri süreler dikkate alınarak hesaplandığı görülmektedir.

Ölümlü İş Kazasında Manevi Tazminat

Çalışanın iş kazasında hayatını kaybetmesi durumunda, olayın özelliklerine göre ölen kişinin yakınları manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Manevi tazminat, ölüm nedeniyle ortaya çıkan ekonomik kayıptan farklıdır. Yakınların olay nedeniyle yaşadığı manevi zararın hukuki karşılığıdır. Miktarın belirlenmesinde ölümün meydana geliş şekli, tarafların kusurları, yakınlık ilişkisi ve somut olayın özellikleri değerlendirilir.

Bu nedenle “iş kazasında aileye şu kadar manevi tazminat ödenir” şeklinde önceden sabit bir rakam verilmesi doğru değildir.

İş Kazasında Kusur Nasıl Belirlenir?

İş kazası tazminat davalarının önemli bölümlerinden biri kusur incelemesidir. Kazanın meydana gelmesinde işverenin, işçinin veya başka kişi ve şirketlerin davranışlarının etkisi araştırılır.

Örneğin makinenin koruyucu sisteminin bulunmaması, çalışanın yeterli eğitim almadan tehlikeli bir işte görevlendirilmesi, yüksekte çalışma ekipmanlarının sağlanmaması, risk değerlendirmesinin yapılmaması veya mevcut güvenlik önlemlerinin işveren tarafından denetlenmemesi kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Buna karşılık işçinin kendisine açıkça bildirilen ve uygulanması mümkün olan güvenlik kurallarına aykırı hareket etmiş olması da somut olayda değerlendirilebilir.

Kusur oranları genellikle olayın teknik özelliklerine uygun uzmanlık alanlarından oluşturulan bilirkişi heyetlerinin incelemeleriyle belirlenir. Ancak mahkeme bilirkişi raporuyla otomatik olarak bağlı değildir; raporun olayın gerçekleri ve mevzuatla uyumlu olup olmadığı yargılama kapsamında değerlendirilir.

İş Kazasının SGK’ya Bildirilmesi

İş kazasının bildirilmesi sosyal güvenlik haklarının belirlenmesi bakımından önemlidir. SGK’nın açıklamasına göre hizmet akdiyle çalışan sigortalılar bakımından işverenin kazayı yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise kazadan sonraki en geç üç iş günü içinde bildirmesi gerekir.

İşverenin kazayı SGK’ya bildirmemiş olması, tek başına meydana gelen olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz. Olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesi için SGK nezdinde ve gerektiğinde yargı yoluyla ayrıca değerlendirme yapılması gündeme gelebilir.

Kazanın ardından hastane kayıtlarında olayın iş kazası olduğunun belirtilmesi, olay yeri tutanaklarının saklanması, tanıkların belirlenmesi ve çalışma ilişkisini gösteren belgelerin korunması ileride yapılacak incelemeler bakımından önemlidir.

İş Kazası Sonrasında SGK’dan Hangi Haklar Sağlanabilir?

5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası nedeniyle sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi ve koşulları oluştuğunda sürekli iş göremezlik geliri bağlanması mümkündür. İş kazası sonucu sigortalının hayatını kaybetmesi hâlinde ise hak sahiplerine ölüm geliri bağlanması gündeme gelir. Kanunun 16. maddesinde ayrıca belirli şartlarda evlenme ve cenaze ödeneklerine ilişkin haklar da düzenlenmiştir.

SGK’nın güncel açıklamalarına göre, iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 oranında azaldığının Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmesi hâlinde sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir.

İş kazası sonucunda ölüm gerçekleşmesi durumunda ise hak sahiplerine ölüm geliri bağlanması için sigortalının belirli bir sigortalılık süresini veya prim gün sayısını tamamlamış olması şartı aranmamaktadır. SGK, sigortalının ilk çalışma gününde dahi iş kazası sonucu hayatını kaybetmesi durumunda koşulları taşıyan hak sahiplerine ölüm geliri bağlanabileceğini belirtmektedir.

SGK Ödemesi Almak İşverene Karşı Tazminat Davasını Engeller mi?

SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm geliri bağlanması ile işverenin özel hukuk kapsamındaki tazminat sorumluluğu aynı hukuki kurum değildir.

Bu nedenle SGK tarafından bir ödeme yapılmış olması, her durumda işveren veya diğer sorumlulara karşı tazminat talep edilmesini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak SGK tarafından yapılan ödemelerin tazminat hesabına nasıl yansıyacağı, Kurumun rücu hakkı ve ödemenin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi de bedensel zarar ve destekten yoksun kalma zararlarının sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanmasını ve sosyal güvenlik ödemelerinin tazminat hesabındaki etkisini düzenlemektedir.

İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

İş hukukundaki pek çok işçi alacağı ve tazminat davasında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Ancak iş kazalarından kaynaklanan tazminat davaları için özel bir istisna bulunmaktadır.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesine göre iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk şartı uygulanmaz.

Dolayısıyla doğrudan iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebi bakımından dava açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması şart değildir. Bununla birlikte aynı uyuşmazlık içinde kıdem tazminatı, ücret veya başka işçilik alacakları da bulunuyorsa bu talepler bakımından ayrı bir dava şartı değerlendirmesi gerekebilir.

İş Kazası Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır?

İş kazasından kaynaklanan ve işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisine dayanan maddi ve manevi tazminat davaları kural olarak iş mahkemelerinin görev alanındadır.

Ankara’da açılacak davada görevli mahkemenin yanında yetkili mahkemenin de belirlenmesi gerekir. İşyerinin bulunduğu yer, davalıların yerleşim yerleri ve kazanın meydana geldiği yer gibi unsurlar somut uyuşmazlığa göre değerlendirilmelidir.

Kazanın Ankara’da gerçekleşmiş olması her durumda tek başına belirli bir Ankara adliyesini yetkili hâle getirmez. İşyerinin hangi ilçede bulunduğu ve tarafların hukuki durumları dosya üzerinden ayrıca incelenmelidir.

İş Kazasında İşveren Dışında Başka Kişiler de Sorumlu Olabilir mi?

İş kazasının meydana geldiği işyerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi, taşeron şirketler, makine veya ekipman sağlayıcıları ya da başka üçüncü kişiler bulunabilir.

Örneğin büyük bir şantiyede meydana gelen kazada yalnızca işçinin bordrosunda kayıtlı olduğu şirketin değil, iş organizasyonu içerisinde başka şirketlerin veya kişilerin de hukuki konumunun değerlendirilmesi gerekebilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce kazanın meydana geldiği iş organizasyonu, işçinin kimin emir ve talimatı altında çalıştığı ve iş güvenliği tedbirlerini alma yükümlülüğünün kimlere ait olduğu araştırılmalıdır.

İş Kazasının Ceza Davası Boyutu

Yaralanmalı veya ölümlü bir iş kazası yalnızca tazminat davasına konu olmayabilir. Olayın gerçekleşme biçimine göre Cumhuriyet savcılığı tarafından ceza soruşturması yürütülmesi de mümkündür.

İş güvenliği önlemlerinin alınmaması sonucunda bir kişinin yaralanması veya hayatını kaybetmesi hâlinde, olayın özelliklerine göre taksirle yaralama veya taksirle öldürme hükümleri gündeme gelebilir.

Ankara ceza avukatı takibinde ceza soruşturmasında işveren, işveren vekili, şantiye sorumlusu, iş güvenliğiyle görevli kişiler veya olay üzerinde fiilî sorumluluğu bulunan diğer kişilerin konumu incelenebilir. Ancak ceza sorumluluğu şahsidir; yalnızca bir kişinin şirket yöneticisi veya işveren sıfatına sahip olması otomatik olarak cezai sorumluluk doğurmaz.

Ceza dosyasında alınan kusur ve bilirkişi raporları ile iş kazası tazminat davasındaki değerlendirmeler birbiriyle bağlantılı olabilse de her yargılamanın kendi hukuki ölçütleri bulunmaktadır.

İş Kazasından Sonra Deliller Neden Önemlidir?

İş kazası dosyalarında bazı deliller olaydan kısa süre sonra kaybolabilir. Güvenlik kamerası görüntülerinin silinmesi, olay yerinin değiştirilmesi, arızalı ekipmanın onarılması veya çalışanların başka işyerlerine ayrılması mümkündür.

Bu nedenle olay yeri fotoğraf ve videoları, hastane kayıtları, iş kazası tutanağı, SGK bildirimi, kolluk kayıtları, çalışanların iş güvenliği eğitim belgeleri, risk değerlendirme raporları, makine bakım kayıtları, kişisel koruyucu donanım teslim belgeleri, vardiya ve çalışma kayıtları ile tanık bilgilerinin mümkün olduğunca erken tespit edilmesi önem taşır.

Özellikle ağır yaralanma veya ölümle sonuçlanan kazalarda kazanın teknik nedenlerinin daha sonra bilirkişi tarafından incelenebilmesi için olayın meydana geldiği koşulların doğru şekilde belgelenmesi gerekir.

İş Kazasında İşçinin Kusuru Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

İşçinin kazanın meydana gelmesinde belirli ölçüde kusurlu olduğunun tespit edilmesi, her durumda bütün tazminat haklarının ortadan kalkacağı anlamına gelmez.

Kazanın meydana gelmesinde işverenin ve işçinin davranışları birlikte değerlendirilir. İşverenin gerekli güvenlik önlemlerini alıp almadığı, işçiye yeterli eğitim verilip verilmediği, tehlikeli çalışma yöntemlerinin denetlenip denetlenmediği ve işçinin davranışının olay üzerindeki etkisi belirlenerek kusur dağılımı yapılabilir.

Tazminatın kapsamı belirlenirken kusur oranının yanı sıra zarar görenin yaşı, kazancı, maluliyet veya çalışma gücü kaybı ve diğer aktüeryal veriler de önemlidir.

Sigortasız Çalışanın İş Kazası Geçirmesi

Çalışanın SGK’ya hiç bildirilmemiş veya çalışma günlerinin eksik bildirilmiş olması, meydana gelen kazanın hiçbir şekilde iş kazası sayılamayacağı anlamına gelmez.

Bu durumda öncelikle çalışma ilişkisinin ve olayın iş sırasında gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekebilir. İş sözleşmesi yazılı olmasa dahi tanık anlatımları, banka ödemeleri, mesajlar, işyeri kayıtları, kamera görüntüleri ve diğer deliller çalışma ilişkisinin tespitinde önem taşıyabilir.

Sigortasız çalışma nedeniyle iş kazası dosyasına hizmet tespiti ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin başka uyuşmazlıkların da eklenmesi mümkün olduğundan, dava stratejisinin bütün talepler birlikte değerlendirilerek kurulması gerekir.

İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

İş kazası nedeniyle maddi tazminat hesabında herkes için geçerli sabit bir rakam veya formül üzerinden doğrudan sonuç verilemez.

Yaralanmalı kazalarda işçinin yaşı, geliri, çalışma gücü kayıp oranı, kusur dağılımı, aktif ve pasif dönemler ile sosyal güvenlik ödemelerinin hukuki niteliği gibi unsurlar dikkate alınabilir.

Ölümlü iş kazalarında ise hayatını kaybeden çalışanın yaşı, geliri, muhtemel çalışma ve yaşam süresi, destek sağladığı kişilerin yaşları ve destek ilişkisi önemlidir.

Bu nedenle yalnızca “iş kazasında yüzde 20 maluliyet varsa şu kadar tazminat çıkar” biçiminde kesin bir hesap yapılması yanıltıcı olabilir. Sağlıklı bir hesaplama için dosyadaki ücret, kusur, sağlık ve sosyal güvenlik verilerinin birlikte incelenmesi gerekir.

Ankara İş Kazası Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilebilir?

İş kazası dosyaları yalnızca klasik işçilik alacaklarından oluşmaz. Sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, tazminat hesapları, kusur raporları ve bazı durumlarda ceza soruşturması aynı olay içerisinde birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle dosya ele alınırken yalnızca işçinin ne kadar ücret aldığına değil, kazanın teknik olarak neden meydana geldiğine, işverenin hangi güvenlik tedbirlerini almakla yükümlü olduğuna, SGK sürecine ve kalıcı zararların nasıl hesaplanacağına da bakılması gerekir.

Avukatın dava sonucuna veya belirli bir tazminat tutarına ilişkin kesin garanti vermesi mümkün değildir. Her iş kazası dosyası meydana gelen olayın niteliği, kusur oranları, sağlık durumu ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir.

Av. Halil Alperen Şimşek ve Ankara İş Kazası Davaları

Av. Halil Alperen Şimşek · Şimşek Hukuk Bürosu, Ankara’da iş hukuku kapsamında iş kazalarından kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin hukuki hizmet sunmaktadır. Büro, internet sitesinde iş hukukunu hizmet sunduğu hukuk alanları arasında belirtmektedir.

İş kazası nedeniyle yapılacak hukuki değerlendirmede olayın iş kazası sayılıp sayılmadığı, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, kusur durumu, çalışanın bedensel zararı, SGK tarafından yapılan işlemler ve talep edilebilecek tazminatlar birlikte ele alınmalıdır.

Ankara yaralanmalı iş kazası avukatı kapsamında özellikle kalıcı iş göremezlik, gelir kaybı, tedavi süreci ve manevi zararlar önem kazanırken; Ankara ölümlü iş kazası avukatı kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı, ölüm nedeniyle doğan diğer maddi zararlar ve yakınların manevi tazminat talepleri değerlendirilir.

Her olayın özellikleri farklı olduğundan, iş kazasının hukuki sonuçları yalnızca genel bilgiler üzerinden belirlenmemelidir. Olay tutanakları, sağlık kayıtları, SGK belgeleri, iş güvenliği evrakları ve diğer deliller birlikte incelenmelidir.

Ankara İş Kazası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İşyerinde meydana gelen her kaza iş kazası mıdır?

5510 sayılı Kanunda belirtilen koşullar kapsamında, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve bedensel veya ruhsal zarara neden olan olay iş kazası olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte olayın sosyal güvenlik hukuku ve işverenin tazminat sorumluluğu bakımından sonuçları ayrı ayrı incelenmelidir.

İşveren iş kazasını kaç gün içinde bildirmelidir?

Hizmet akdiyle çalışan sigortalılar bakımından işverenin kazayı SGK’ya kazadan sonraki en geç üç iş günü içinde bildirmesi gerekir. Kolluk kuvvetlerine ise bildirim derhâl yapılmalıdır.

İş kazası SGK’ya bildirilmezse ne olur?

İşverenin bildirim yapmaması olayın otomatik olarak iş kazası niteliğini kaybetmesine neden olmaz. Olayın iş kazası olduğunun SGK tarafından veya uyuşmazlık hâlinde yargı yoluyla tespiti gündeme gelebilir.

İş kazasında yüzde kaç maluliyet gerekir?

SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 oranında azaldığının Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmesi gerekir.

İş kazasında manevi tazminat alınabilir mi?

Koşulları bulunuyorsa yaralanan işçi veya ölümlü kazada yakınları manevi tazminat talebinde bulunabilir. Tazminat miktarı olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından değerlendirilir.

Ölümlü iş kazasında aile hangi tazminatı isteyebilir?

Koşulları bulunuyorsa destekten yoksun kalma tazminatı, ölümden önce tedavi süreci yaşanmışsa ilgili zararlar, cenaze giderleri ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir. Talep hakkı ve miktar her kişi açısından ayrı değerlendirilir.

İş kazasında arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaz. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu bu davaları dava şartı arabuluculuğun dışında bırakmıştır.

İşçinin kusurlu olması tazminat almasını engeller mi?

İşçinin olayda kusurlu olması tek başına her durumda tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. İşverenin ve diğer sorumluların kusurları ile kazanın meydana geliş şekli birlikte değerlendirilir.

Sigortasız çalışan iş kazası tazminatı isteyebilir mi?

Sigortasız çalışma tek başına iş kazasından doğabilecek hakları ortadan kaldırmaz. Ancak çalışma ilişkisinin, kazanın iş kapsamında gerçekleştiğinin ve diğer sorumluluk koşullarının delillerle ortaya konulması gerekebilir.

İş kazası tazminatı ne kadar olur?

Tazminat miktarı işçinin yaşı, ücreti, kusur durumu, çalışma gücü kaybı ve kazanın sonuçları gibi çok sayıda değişkene göre hesaplanır. Ölümlü kazalarda ayrıca destek ilişkisi ve destek süreleri değerlendirilir. Bu nedenle dosya incelenmeden kesin bir tutar söylenmesi doğru değildir.

Ankara İş Kazalarında Hukuki Değerlendirmenin Önemi

İş kazası, tek bir hukuki süreçten oluşmayabilir. Aynı olay nedeniyle SGK incelemesi, iş kazasının tespiti, maddi ve manevi tazminat davası, sürekli iş göremezlik işlemleri ve olayın özelliklerine göre ceza soruşturması birlikte gündeme gelebilir.

Bu nedenle Ankara iş kazası avukatı kapsamında yapılacak değerlendirmede kazanın gerçekleşme biçimi, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, kusur dağılımı, sağlık raporları, çalışanın geliri ve SGK işlemleri birlikte ele alınmalıdır.

Yaralanmalı kazalarda çalışanın gelecekteki çalışma ve kazanç kapasitesinin etkilenmesi, ölümlü iş kazalarında ise geride kalan kişilerin destekten yoksun kalması dosyanın ekonomik boyutunu belirleyen temel unsurlar arasındadır.

Av. Halil Alperen Şimşek · Şimşek Hukuk Bürosu tarafından iş kazası dosyalarına ilişkin yapılacak hukuki incelemede her olay kendi koşulları ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendirilir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Belirli bir iş kazası dosyası bakımından hukuki danışmanlık, dava sonucu veya tazminat miktarı garantisi niteliğinde değildir.